| Yüzölçümü
: 1394 km2
Nüfusu : 78.075
İlçe Merkezi : 26.586
Köyler : 51.489
Rakım : 1092 m.
Ilgın;
günümüzden 3500 yıl önce MÖ.1500-1200 yılları arasında şimdiki iskan
yerinin 25 km kuzey doğusunda Hititler tarafından "Yalburt"
adıyla büyük bir şehir devleti olarak kurulmuştur.
Klasik devirlerde Triatum olarak adlandırılan Ilgın Kral yolu üzerinde
bulunması sebebiyle önemli bir şehir olarak dikkati çeker. Ege kıyısında
Lidya'nın başkenti Sard'dan başlayarak Mezopotomya'ya kadar ulaşan
Kral yolu üzerinde bulunan Ilgın ve çevresi, sırasıyla Hitit, Firig,
Lidya, Roma ve Bizans'a bağlanmış daha sonra 1077 yılında Anadolu
Selçuklu Devletinin Kurucusu olan Kutalmışoğlu Süleymanşah tarafından
fethedilerek, Büyük Selçuklu Devleti'ne katılmıştır.
Ilgın, Anadolu Selçukluları zamanında başşehir Konya'nın değerli
bir "su şehri" idi. Haçlı seferleri sırasında bir çok
kere yağma edilen Ilgın, Selçuklular zamanında bilhassa Alaaddin
Keykubat ve Gıyasettin Keyhusrev zamanında imar görmüştür. Alaaddin
Keykubat ve Vezir Sahip Ata tarafından büyük bir kaplıca binası
(hamam) inşaa edilmiştir. Bundan dolayı "Kaplıca Şehri"
olarak tanınmıştır.
Alaaddin Keykubat Erzincan’ı teslim eden ve kendisine yardımlarda
bulunan Mengücek oğlu Davut Şah'a 1227 yılında Akşehir ile birlikte
tımar olarak verilen Ilgın daha sonra Selçuklu Veziri Sahip Ata
Fahrettin ve oğullarının eline geçmiştir.
Selçuklu Veziri Sadettin Köpek'in türbesi ilçemizin Şıhcarullah
mahallesinde bulunmaktadır. Anadolu Selçuklu Devletinin son sultanının
1308' de Kayseri'de ölmesi üzerine Anadolu'nun idaresi Moğolların
bir kolu olan ve Irak dolaylarına hakim olan İlhanlı Devletinin
gönderdiği valiler tarafından yönetilmiştir. Ilgın ise Beyşehir
dolaylarına hakim olan Eşrefoğulları beyliğinin eline geçmiştir.
Eşrefoğulları İlhanlılar tarafından ortadan kaldırılması üzerine
1307'de Isparta hakimi olan Hamitoğullarının eline geçmiştir. 1381
yılında Hamitoğlu Hüseyin Bey tarafından Osmanlı padişahı birinci
Murat'a satılmıştır.
Ilgın, Osmanlılar'a satılmasından sonra Osmanlı Karamanlı mücadeleleri
sonrasında Karamanoğulları'nın eline geçmiş 15. Yüzyılın başlarında
Turgutoğulları'nın idaresine verilmiştir. Karamanlı-Osmanlı mücadelesi
sırasında Ilgın da sık sık el değiştirmiştir. 1467'de Fatih Sultan
Mehmet tarafından kesin olarak Osmanlı Devletine katılmış ve Akşehir
Sancağına bağlanmıştır.
Fatih Devrinde Karaman eyalati vakıf ve emlak yazımı yapılmıştır.
Yazımın sonunda Karaman eyaleti 11. Vilayet ve iki nahiyeye ayrılmış
olup, Ilgın'da Vilayetler arasında yer almıştır. İkinci Beyazıt
zamanında Karaman Eyaleti'nin ikinci bir yazımı daha yapılmış olup,
bu yazımın sonunda Ilgın kaza olarak gösterilmiştir.
Lala Mustafa Paşa Kıbrıs Seferine giderken Ilgın'dan geçmiş ve halk
arasında Kurşunlu Camii olarak bilinen Camii ve Kervansaray yaptırmıştır.
Dördüncü Murat 1638'de Bağdat seferine giderken Akşehir yoluyla
Ilgın'a gelmiş kaplıcanın karşısındaki geniş ova da otağını kurmuş
ve bir de Saray yaptırmıştır. Fakat bugün bu sarayın kalıntıları
yok olmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk Büyük Taarruz öncesi Akşehir'e giderken Ilgın'da
bir süre kalmış, birlikleri denetlemiştir.
Ilgın, Doğu'da Kadınhanı, Batı'da Doğanhisar, Akşehir, Tuzlukçu
Güney'de Hüyük, Beyşehir, Selçuklu, Derbent ve kuzeyde Yunak ilçelerimizle
çevrilmiştir.
Ilgın'ın kuzey ve batı yönlerini çıplak dağlar, güney yönlerini
ise meşelerle örtülü yer yer çam ormanlarıyla kaplı daha yüksek
dağlar çevirir. İlçe merkezi düz bir alanda verimli topraklar üzerine
kurulmuş günden güne büyüyüp gelişmektedir.
Ilgın Kaplıcası : Ilgın kaplıcaları çok eski zamandan beri tanınmıştır.
Romalılar ve daha sonra da Bizanslılar zamanında kaynaklar üzerinde
hamamlar yapılmış olduğu gibi Selçuklular zamanında baş şehir Konya'nın
değerli bir su şifa kaynağı olmuştur. Selçuklu Sultanları'ndan Alaaddin
Keykubat harap olan Bizans hamamları yerine 1236 yılında ilk Türk
hamamını Ilgın'da yaptırmıştır. Sonradan bu hamam Selçuklu Sultanları'ndan
2. Kıyaseddin Keyhüsrev zamanında çok hayırlı hizmetlerde bulunan
Selçuklu vezirleri Sahipataoğullarından Hüseyinoğlu Ali tarafından
tamir edilmiştir. Daha sonra 1267 yılında Selçuklu veziri Sahipata
Fahrettin Ali tarafından yeniden inşa edilmiştir. Mimarı Taluya
(Kelu)' dur. Böylece Ilgın kaplıcalarının şimdiki ayakta duran eski
eserler bölümü tamamlanmıştır. Ilgın Kaplıcaları Romalılar, Bizanslılar,
Selçuklular ve Osmanlılar zamanında Türk halkının Sultanlarının
mürşidlerinin şifa bulduğu yerdir.
Gönüller Sultanı Hz. Mevlana'nın kaplıcalarda banyo aldığı, Mesnevisi'nin
büyük bir kısmını burada yazdığı söylenir. Meşhur Seyyahımız Evliya
Çelebi de çok etkilendiği kaplıcalardan seyahatnamesinde bahsetmeden
geçememiştir.
Kaplıcalar bir hamam değil şifa gücüne sahip yeraltı su kaynağıdır.
Esas faktörlerin başında ihtiva ettikleri madenler, minareler, izmareler,
anyon ve katyonlar ile bilhassa radyo aktivite denilen ışın gücüdür.
Bu nedenledir ki Ilgın Kaplıcalarının bir çok hastalığı (İç-dış)
tedavi ettiği bilinen bir gerçektir.
Renksiz ve kokusuz tabii lezzetinde kapılaca suyu 42 derece olup
felç, siyatik, trahom, göz ağrıları, cild hastalıkları, sinir ve
yorgunluklar, kadın hastalıkları, romatizma, içilmek suretiyle böbrek
taşlarının düşürülmesi vb. çok faydalıdır. Ilgın kapılıcaları Ilgın
Belediye Başkanlığınca işletilmekte olup, 526 yatak kapasitelidir.
Ilgın, tarihî eserler açısından oldukça zengin ilçelerimizdendir.
Bu eserlerden; Saadettin İsa Kümbeti (1826), Dediği Mahmut Sultan
Mescidi ve 1. Kılınç Arslan Camii, Selçuklu döneminde inşa edilmişlerdir.
Karamanoğulları beyliği devrinde Pir Hüseyin Bey Camii (Ulu Camii)
yapılırken, Osmanlı Devrine ait eserler ise şunlardır:
Lala Mustafa Paşa Camii (Kurşunlu Camii), Kervansaray, Handev-i
Kandevi Türbesi.
FAAL DERNEKLERİN LİSTESİ
|